İstanbul ‘da deprem gerçeği.

İstanbul ‘da deprem gerçeği.

13 Haziran 2013 tarihinde yayınlanan habere göre(1) Marmara Denizi ‘nde, fay hattıyla ilgili ilk çalışmayı yapan Fransız Le Suroit gemisinin kesin rapor sonuçları, Fransa’nın uluslararası bilimsel dergisi Elsevier ‘de yayımlanmış ve bu Raporun sonucuna göre Marmara Denizi ‘nin dibinde onlarca kilometre uzanan fay hattının bulunduğunu ve bunun tek parça, tek hat halinde, kıvrımlı iki fay olduğu kesinleşmiş bulunmaktadır.

Bu durumu teyit eden ikinci bir rapor da Kandilli Rasathanesi’yle GFZ Alman Jeoloji Araştırma Merkezi’nin olası İstanbul depremiyle ilgili yürüttüğü ortak araştırmanın sonuçları (2) ünlü bilim dergisi Nature’ın internet sitesinde 18 Haziran 2013 tarihinde yayınlanmıştır. Tarihsel verilere göre İstanbul, Bizans döneminde de bir çok depremlere maruz kalmıştır. Bu konuda Bizans tarihi hakkındaı romanları, çalışmaları ve belgesel araştırmaları olan (3) Radi Dikici’nin güncelliği her an artan İstanbul Depremler’i konusunu irdeleyen önemli bir makalesini sunuyorum.

Bizans Tarihinin Kısa Bir Özeti

Büyük Konstantin, Roma İmparatorluğu’nun başkentini, 46 yıl süreyle başkentlik yapan İzmit’ten (Nikomedia) 330 yılında Byzantium’a taşımış ve şehrin adını Yeni Roma ve Konstantinople olarak değiştirmiştir. Bu tarihten itibaren, imparatorluğun yıkıldığı tarih olan 1453 yılına kadar olan 1123 yıllık süreyi tarihçiler, Roma İmparatorluğu yerine Bizans İmparatorluğu diye anmaktadırlar.

Esasında tarihte Bizans İmparatorluğu diye bir devlet yoktur. 16. yüzyılda Alman tarihçi Hieronymus Wolf “Corpus Historiae Byzantinae” adlı eserinde Roma İmparatorluğu yerine Bizans İmparatorluğu tabirini kullanınca, bu isim süreklilik kazanmış ve sonra gelen bütün tarihçileri de etkilemiştir.

Hatta yine tarihçi olan Georg Ostrogorsky, “Bizans tarihi sadece Roma tarihinin bir devresi ve Bizans devleti eski İmperium Romanum’un (Roma İmparatorluğu’nun) sadece bir devamıdır. Bizans, bilindiği gibi, bizim Bizanslı dediğimiz kişilerin bilmedikleri, daha sonraki devrin bir terimidir. Bunlar kendilerini her zaman Romalı olarak adlandırmış, imparatorlarını Roma hükümdarları, eski Roma Sezar’larının halef ve mirasçıları saymışlardır. Devletleri yaşadığı sürece Roma adı onları büyülemiş ve Roma devlet geleneği onların siyasi düşünce ve iradelerine sonuna kadar hâkim kalmıştır,” şeklinde anlatmaktadır. Bir örnek daha verirsek son Roma veya Bizans İmparatoru XI.Konstantin Dragaş’ın (1449-53) imzası aynen şöyleydi: “Tanrı nezdinde Roma’nın gerçek İmparatoru ve Mutlak Hâkimi XI. Konstantin Palaeologus.”

Bizans İmparatorluğu 330 yılından itibaren 1123 yıl süreyle 13 hanedan tarafından yönetilmiştir. 395 yılında yaklaşık 100 yıl süreyle Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmış, ancak Batı Roma imparatorluğu Got’lar tarafından ortadan kaldırıldığı için dünyada tek bir Roma İmparatorluğu kalmıştır. Onun da başkenti Konstantinople’dur. Büyük Konstantin 324 yılından başlayarak 6 yıl içinde minik bir şehirden; sarayları, kiliseleri, senato binası, hipodromu,yerleşim alanları, yolları ile yeni bir şehir yaratmış ve kendi ismini verdiği surlarla çevirerek emniyet altına almıştır. Başta 20 bin olan nüfusu giderek artmış ve 4. Yüzyılın sonunda 80 bini bulmuştur.

Aşağıda Başkenti Konstantinople olan Büyük Roma-Bizans İmparatorluğu’nu, daha doğrusu bir dünya devletini görüyoruz. Ülkenin doğusunda başka bir dünya devleti daha vardır. O da Pers (Sasani) İmparatorluğudur.

6. yüzyıl geldiğinde, aradan iki yüzyıl geçmiş ve ülke belirli topraklarını kaybetmiştir ama buna rağmen İmparator Justinian (527-65) zamanında “Altın Çağ” denen en parlak devrini yaşamaya başlamıştır. Ancak o dönemde de her şey güllük gülistanlık değildir. Nitekim 532 yılında Jüstinyen zamanında Nika isyanı sırasında Konstantinople’un önemli bir kısmı yanmış, imparator o yıldan başlayarak yeni bir şehir yaratmıştır.

Jüstinyen dönemimin en parlak eserlerinden biri olan Ayasofya 5 yılda tamamlanıp 537 yılında ibadete açılmıştır.

Kostantinople’un nüfusu ise o dönemde 500 bindir. Ne yazık ki, 542 yılında çıkan veba salgını sonunda 230 bin kişi ölmüştür.
Daha sonraki hanedanlar dönemlerinde imparatorlar şehri; kiliseler, saraylar, konaklarla süslemiştir. 867-86 yılları arasında hüküm süre I.Basil’in yaptırdığı Nea Ekklesia, yani Yeni Kilise’nin kubbesini altınla kaplatmıştır.

1071 yılında Malazgirt savaşından sonra Anadolu’da Selçuk istilası başlamış, ve 1096 yılında başlayan Haçlı seferleri imparatorluğu daha güçsüz hale getirmiştir.

1118 yılında Bizans İmparatorluğu

1204 yılında Konstantinople IV. Haçlı seferi sırasında baştan aşağı soyulmuş, en kıymetli eserler yağmalanmış, bir kısmı ise paketlenerek Venedik’e gönderilmiş. Latinler tarafından 57 yıl süreyle yönetilen imparatorlukta taş taş üzerine konmamış, Konstantinople’da yanan yıkılan binalar bile tamir edilmemiş, şehir nüfusu ise 100 bine düşmüştür.
1453 yılı geldiğinde Bizans İmparatorluğu artık birkaç şehirden ibarettir. Konstantinople’un nüfusu ise 50 bin civarındadır.

2. Kronolojik Sırayla Depremler

Bizans İmparatorluğu ve Konstantinople’un tarihi yukarıda kısaca özetlenmiştir. Konumuza dönersek, bu süre içinde yani 330 yılından 1453 yılına kadar imparatorlukta vuku bulan depremler ve bunların sonuçları aşağıda gösterilmiştir:

YIL 358: Büyük Konstantin Hanedanı’nın hüküm sürdüğü 325-363 tarihleri arasında oğlu İmparator II. Konstantius’un döneminde kayıtlara geçen ilk büyük deprem Nikomedia yani İzmit’te 358 yılında olur. Şehir baştan aşağı yıkılır. Tahmini olarak nüfusu 30-40 bin arasında olan şehir, en az dörtte biri yok olur. O dönemde herhangi bir yardım almaları söz konusu değildir. Başlarının çarelerine bakmaya mecburlar.
Şanslıdırlar. 362 yılın hanedanın son imparatoru Julianus, Pers seferi için İzmit’te geçerken, 284-330 yılları arasında Roma’dan sonra imparatorluğa başkentlik etmiş şehri bu halde görünce bütün yetkilileri toplar. Pers seferinden döndüğünde şehri imar edilmiş bulmak istediğini söyler ve açıkta kimsenin kalmaması için hazineden 100 bin nomismanın (altın para) şehre gönderilmesini ister. Dönüşte gerekli istedikleri yapılmadığı takdirde yetkilileri cezalandıracağını söyler. İmparator 363 yılındaki savaş sırasında ölür ama şehir hızla imar edilerek ayağa kaldırılır. Hatta oldukça küçük olan imparatorluk sarayı baştan aşağı yenilenir.

YIL 408: Theodosius Hanedanı baştadır. 7 yaşındaki II.Theodosius (408-50) Bizans’ın yeni imparatorudur. Konstantinople’u Büyük Konstantin tarafından yapılan Konstantin Surları korumaktadır. Hemen yılın başında büyük bir deprem olur ve Konstantin Surları yerle bir olur. Şehir çok büyüdüğü ve surların dışına taştığı için, zaten yetersizdir. Bunun üzere bugünkü İstanbul surlarının, yani Theodosius Surlarının yapımına başlar. İlk sıra esas surlar yapılır ve 413 yılında tamamlanır.

YIL 437-447: 437 yılı geldiğinde üç sıra halinde yapılan surların, yani bugünkü surların önemli bir kısmı tamamlanmıştır. Ancak 8 Eylül 437 Çarşamba günü ve 10 yıl sonra 6 Kasım 447 Perşembe günü olan iki şiddetli deprem surların 96 kulesinden 57 kulesine büyük zarar verir. Şehirde de büyük hasar vardır. Yalnız İmparatorluk Sarayı olan Büyük Saray çok sağlam olduğu için imparator için sorun olmaz. Çok hızla önce surların tamirine başlanır. Çünkü ufukta Hun tehlikesi görülmektedir. Nitekim kısa zamanda tamamlanan surlar, imparatorluğu Atila’nın eline düşmekten kurtarır.

YIL 479: 479 yılında Leo Hanedanı zamanında, imparator Zeno’nun (474-91) hüküm sürdüğü dönemde Konstantinople’da çok şiddetli olan deprem olur. Theodosius surları ve kiliselerde büyük hasar meydana gelir. Daha önceki depremlere dayanan imparatorluk sarayı yani Büyük Saray’ın bile bir bölümü yıkılır. Bir taraftan iç çekişmeler devam etmesine rağmen, imparator surların tamiri ile başlar. Önce şehri emniyet altına alır. Daha sonra şehirdeki yıkıntılar temizlenir. Saray ve diğer binaların yapımına başlanır.

YIL 526 VE 528:

16 Mayıs 526 Cumartesi günü Jüstinyen Hanedanı döneminde Antakya’da tarihin kaydettiği en büyük deprem olur. Bilindiği kadarıyla şehrin neredeyse tamamı yıkılır ve kayıtlara göre 225 bin kayıp vardır. 526 yılı depreminin şiddeti 8 olarak hesaplanmıştır. Bu bilgi Tarihçi Efesli İaonnes’ten (507-86) naklen yine devrin üst yöneticisi ve “Gizli Tarih” isimli eserin sahibi Procopius (500-65) tarafından verilmektedir. Kanımızca ihtiyatla karşılanması gereken bir rakamdır.
İki yıl sonra yani 528 yılında yine Antakya’da olan deprem yine çok şiddetlidir ama ölü sayısı 5 bin olarak kayıtlara geçmiştir.

YIL 558: İmparator Jüstinyen (527-65) zamanında 558 yılında Konstantinople’da büyük bir deprem olur. Birçok yer; Kutsal Havariler Kilisesi, Aya İrini, Sampson Hastanesi ve Büyük Saray’da önemli tahribat meydana gelir. Ama esas tahribat Ayasofya’dadır. Ayasofya’nın kubbesi çöker. Bu sefer imparator tamir için, Ayasofya’nın iki büyük mimarından biri olan ve inşaat devam ederken ölen İsidor’un aynı isimli yeğeni İsidor’u görevlendirir. Yapımı beş yılda tamamlanan Ayasofya’nın tamiri dört yıl sürer ve yeni kubbesi ile 562 yılında ibadete açılır.

YIL 740: Bizans’ta 6. Hanedan dönemidir. İasurian veya Leo Hanedanı hüküm sürmektedir. Tahtta III. Leo (717-41) vardır. 26 Ekim 740 Çarşamba günü yine tarihin kaydettiği en büyük depremlerden biri olur. Konstantinople’da birçok bina, kilise ve saray yıkılır. Esas büyük hasar Aya İrini’de meydana gelir. Çemberlitaş’ın üzerindeki Büyük Konstantin Heykeli ve Altın Kapı’daki Theodosius heykelleri devrilir.

Depremde Trakya’nın bir bölümünde hasar meydana gelir ama esas yıkım Bitinya’da yani Kocaeli Yarımadasında olur. İzmit yerle bir olur. Bu bölgedeki nüfus kaybı %20 olarak hesaplanmıştır.

YIL 869: Makedonya Hanedanı’nın kurucusu I.Basil tahta geçeli iki yıl olmuştur. Esasında Trakya’da bir köyde doğan, seyislik yaparak geçinen Basil 855 yılında Konstantinople’a gelir. Zamanın imparatoru III. Mikail (842-67) tanışır. Bu tanışma onu 12 yıl sonra imparatorluğa taşır.
8 Mart 869 Salı günü meydana gelen deprem şehirde büyük tahribat yapar. Ama en büyük hasar yine Ayasofya’da meydana gelir. Bunun üzerine imparator I. Basil hemen faaliyete geçer. O sadece tamiratla yetinmez. Ayasofya baştan aşağı yenilenir. Muhteşem bir “Hazreti İsa ve Meryem Ana Mozaiği” ile tezyin edilir.

YIL 989: 989 yılında İmparator I.Basil’in büyük torunu II. Basil “Bulgaroctonus” (Bulgarkıran) (966-1025) tahttadır. Bizans tarihinin en muhteşem ve en zengin dönemidir.
Büyük bir şanssızlık olur. 26 Ocak 989 Cumartesi akşamı Konstantinople’da olan deprem çok şiddetlidir. Şehirdeki tahribatı büyüktür. Saray ve kiliseler dahi önemli ölçüde hasar görür. Ama yine dedesi I.Basil tarafından yenilenen Ayasofya’daki hasar 120 yıl öncesine göre daha çoktur. Hatta Ayasofya’daki “Hazreti İsa ve Meryem Ana Mozaiği” o derece tahrip olur ki, yenilemek imkânı kalmaz ve yok olur. Yukarıda zikrettiğimiz gibi ülke o kadar zenginleşmiştir ki, ülkenin her tarafından usta ve işçiler Konstantinople’a gönderilir. O derece hummalı bir faaliyet başlar ki, bir yıl sonra Konstantinople mucizevi bir şekilde ayağa kalkar. Gıpta edilecek bir şehir yaratılır.

YIL 1058: Komnenus Hanedanının kurucusu ve yetenekli bir komutan olan İsaak Komnenus’un imparatorluğunun ikinci yılında gelen haber çok üzücüdür. Antakya’da 8 Mart 1058 gecesi yine büyük bir deprem olur. Şehirde oturacak bina kalmadığı gibi, St. Peter Kilisesi de büyük hasar görür. Ölü sayısı tam tespit edilememekle beraber 10 bin olarak tahmin edilir. Ama imparatorun yapacağı bir şey yoktur. Antakya’yı kaderine terk etmekten başka.

Antakya’da bahsettiğimiz iki depremin dışında Bizans tarihi boyunca küçüklü büyüklü 30 deprem daha olur.

YIL 1269: İmparator VIII.Mikail Palaeologus 1261 yılında Latinlerden Konstantinople’u kurtarıp Bizans İmparatorluğu’nun merkezini İznik’ten Konstantinople’a taşıdıkltan sonra, Latinlerin bıraktığı yıkıntıyı temizlemek ve şehri ayağa kaldırmak için büyük uğraş verir. Aradan 7 yıl geçtikten sonra 1269 yılında Kilikya’dan gelen haber korkunçtur. Tüm Kilikya, özellikle Adana deprem sonucu büyük bir yıkıntıya uğrar. Bölgedeki ölü sayısı 60 bin kişidir. İmparatorun yapacağı bir şey yoktur. O bölge o sırada imparatorluk sınırları dışındadır.

YIL 1354: Bizans İmparatorluğu’nun son Hanedanı Palaeologus’lar zamanında 2 Mart 1354 Pazartesi akşamı Trakya’da şehirleri yerle bir eden büyük bir deprem olur. Ama esas zor durum bundan sonra doğar. Çünkü hemen peşinden başlayan şiddetli yağmur ve soğuk depremden kurtulanların bir kısmını da yok eder. Dönemin oldukça büyük bir şehri olan Gelibolu’da ise tek bir bina bile ayakta kalmaz. Halktan sağ kalanlar gemilere binerek şehri terk ederler. Haber Osmanlılara ulaşınca, Orhan Sultan’ın oğlu Şehzade Süleyman komutasındaki birlikler, aileleriyle birlikte gelip bomboş bırakılan Gelibolu’ya yerleşirler. Böylece bir deprem sonucunda Bizans topraklarının bir kısmı el değiştirir. Yani Osmanlıların eline geçer. İmparator durumu protesto bile etse, aldıran kimse olmaz.

Ancak 1123 yıl içinde, yani 330-1453 tarihleri arasında Konstantinople’da olan deprem sayısının 72 olduğunu da zikretmemiz gerekir.

Bizans İmparatorluğu’nun uzun süren yaşam süresi içinde ülkenin kaynaklarını dört unsur sürekli olarak tüketmiştir.

1. Diğer ülkelerle yapılan savaşlar
2. Meşru hükümdarı devirmek için çıkarılan isyanlar
3. Veba salgınları
4. Depremler

İşin acıklı tarafı deprem sonucu, Konstantinople dışında meydana gelen yıkım ve insan kaybı ile çok kere şehirler kendi kaderleri ile baş başa bırakılmıştır. 8-12. Yüzyıllarda güçlü Themalar (Konstantinople dışındaki idari birimler) yaraları sarmak için gayret sarf etmişlerdir. Ancak daha sonraki yüzyıllarda Themaların çok küçük parçalara ayrılması, imparatorluğun yukarıda saydığımız nedenlerle gücünü kaybetmesi ve giderek küçülmesi artık Konstantinople’da bile depremlerin yaralarının onarılmasını güçleştirmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WeCreativez WhatsApp Support
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
👋Merhaba, nasıl yardımcı olabilirim?